YAŞAMDAKİ İLK YILLARIN ÖNEMİ

Çocuklar bizim en değerli varlığımız… Bütün anne ve babalar onları en iyi şekilde yetiştirmek için ellerinden gelenin fazlasını özveriyle yaparlar. Çocuklarımızın yaşamın zorluklarıyla baş edebilen ve kendi ayakları üzerinde durabilen, yaratıcı, çalışkan, dürüst, saygılı, özgüvenli ve mutlu insanlar olduklarını görmek için neler vermeyiz ki? Onların başarılı ve iyi bir kişiliğe sahip olmaları bizleri gururlandıran mutlulukların en güzeli olmaz mı?

İşte insan yaşamının ilk beş yılı, öğrenme potansiyelinin en yüksek olduğu ve kişiliğin temelinin oluştuğu dönemdir. Çocuğun bu dönemde karşılaşmış olduğu tüm olanaklar, en az kalıtımsal özellikleri kadar önemlidir. Bu dönemde kendisini ve çevresini algılamaya başlayan çocuğun, ileride nasıl bir birey olacağı yine bu dönemdeki yaşantılarıyla belirlenir. Bu nedenle erken çocukluk dönemi eğitimi, geleceğe umutla bakabilmek için oldukça önemlidir.   

Öğrenmenin doğumla başladığı ve erken yaşlardaki öğrenmenin sonraki yaşlardaki öğrenmeye temel oluşturduğu gerçeğinden yola çıkıldığında, temel eğitiminde doğumla başlaması gerektiği çok açık ve yadsınmayacak bir sonuçtur. Beyinle ilgili araştırmalardaki en son gelişmeler, doğumda en az olgunlaşmış organ olan beynin, yaşamın ilk yılında büyümeye ve gelişmeye nasıl devam ettiğini anlamamıza olanak sağlamıştır. Daha önceleri bu büyümenin genetik etkenlere bağlı olduğu düşünülürken, şimdilerde bilim adamları bunun büyük ölçüde çocuğun yaşantılarına bağlı olduğuna inanmaktadırlar. Araştırmalar, büyüyen ve gelişen beyin için diğer kişiler ve nesnelerle etkileşimde bulunmanın da aynı proteinler, yağlar ve vitaminler gibi yaşamsal bir besin öğesi olduğunu ve yaşantılardaki farklılığın, beynin farklı yollarla gelişmesine neden olabileceğini göstermiştir. Bu da beynin çevrenin beklentilerine tepki olarak, gelişme ve değişme yeteneğini göstermektedir. Beynin bu yeteneği günümüz çocuğunun ilk çağlardaki akranlarının vahşi doğada hayvan avlamayı öğrendikleri kadar başarılı bir şekilde bilgisayar kullanmayı öğrenmelerini sağlamaktadır. Beyin hücrelerine eşlik eden sinir bağlantılarının yapılaşması, doğrudan çocuğun yaşantılarıyla ilgili olduğuna göre; beynin kullan ya da kaybet ilkesini işlediği söylenebilir. Yalnızca sürekli etkin olan bağlantılar ve yollar var olmaya ve gelişmeye devam eder. Bağlantıların çoğu, özel durumlar dışında altı yaşına kadar gerçekleşir. Bu yüzden erken yaşlarda sağlanan olanakların ya da olanaksızlıkların beyin gelişimi üzerindeki etkisi uzun sürelidir. Kendileriyle çok seyrek konuşulan, çok az oyun materyaliyle karşılaşan, çevresini araştırma ve keşfetme olanağı bulamayan ya da çok seyrek bulan çocuklar, ilerideki öğrenmeyi kolaylaştıracak olan sinir bağlantılarını ve yollarını en iyi biçimde geliştirmekte başarısız olacaklardır. Çevre yalnızca beynin hücre sayısını ve bağlantılarını değil, aynı zamanda onların bağlanma yollarını da etkilemektedir. Bu nedenle erken yaşlarda karmaşık algılama ve fiziksel deneyimler için sağlanacak fırsatlar, ileri yaşlardaki değişik öğrenme becerilerinin gelişimini olumlu yönde etkiler.
Çocuk ilkokula başladığında gelişiminin büyük bir kısmı tamamlanmış olduğundan, çocuğun öğrenme gereksinimlerine eğilmek için çok geçtir. Dolayısıyla, yaşam boyu sürecek olan öğrenmenin temeli erken çocukluk döneminde atılmaktadır. Çocuk erken çocukluk dönemi süresince, daha sonraki yıllarda öğreneceklerini destekleyecek bilgiler edinir ve beceriler geliştirir. Kendini ifade etmeyi öğrenir, dilini geliştirir, yetişkinler ve diğer çocuklarla ilişki kurar, okula ve topluma uyum için temel olan sosyal becerileri geliştirir, matematik ve okuma yazma öncesi becerilerini, problem çözme, karar verme yetilerini geliştirebileceği deneyimler yaşar. Düşünmeyi ve anlamayı öğrenir. Eğer bu gibi öğrenme becerilerini zamanında geliştiremezse, çocuğun okuldaki ve sonraki yaşamında öğrenme daha güç gerçekleşir. Araştırmalar, öğrenmeye ve gelişmeye gereken ilginin erken yaşlarda başlanarak gösterilmesi durumunda, ilköğretimde ve sonraki hayatında daha büyük başarılar sağlandığını, erken yaşlarda gösterilen ilginin, öğrenme güçlüklerini, gecikmelerini ve engellerini azalttığını hatta yok edebildiğini, nitelikli bir erken çocukluk eğitimi yaşayan çocukların, okula devam, okulda başarılı olma ve topluma katkıda bulunma olasılıklarının daha yüksek olduğunu, okul öncesi deneyimi olan çocukların sınıfta kalma olasılıklarının daha düşük olduğunu göstermektedir.
Görüldüğü gibi, erken yaşlarda yapılan yatırımlar, çocuğun ileriki yaşamında başarılı, mutlu ve üretken olabilmesi için çok önemlidir.
Dolayısıyla Erken Çocukluk Eğitimi programlarına yapılan yatırımın kazancı, eğitimin herhangi bir aşamasında yapılan yatırımdan çok daha yüksek olacaktır.

                  Esra DEMİR
                    Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmeni

..::Ayın Öğrencisi::..
 
 

..::ATATÜRK::..


Hayatı
Vasiyeti
Fotoğrafları

..::Önemli Linkler::..

Milli Eğitim Bakanlığı
Erkek Teknik
MEGEP
  Karnem Net
ÖSYM
Muş Milli Eğitim Md.
 
..::Günün Sözü::..

 

..::Oyun::..
Satranç
Dama
Solo

 

 

: E-Devlet :

Siztemiz bugüne kadar
defa ziyaret edilmiştir.
Ziyaretçi Defteri

 

CopyriPrCopyrigt By Haskoycpl Bilisim Teknolojileri ogramlı Lisesi

 

<% End Sub%>